Reuters’tan Naci Ağbal analizi! Erdoğan’ın hoşuna gitmeyecek bir karar olursa söyler

Uluslararası haber ajansı Reuters Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal ile ilgili dikkat çeken bir analiz yayımladı. Ağbal’ın uzun süre ekonomi yönetiminde bulunduğuna vurgu yapılan analizde enflasyon hedefine ulaşmakta kararlı olduğu ifade edildi. Analizde, Ağbal ile çalışan üst düzey bir yetkilinin söylediği, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hoşuna gitmeyecek bir adım atılması gerekirse bunu söyleyebilecek biri” ifadeleri yer aldı.

Kariyerine 30 yıl önce Maliye Bakanlığı’nda müfettiş olarak başlayan Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal, sadece TCMB’nin temel prensiplerine geri dönerek kendisinin ve Türkiye ekonomisinin gelişmekte olan piyasalardaki en zorlu geri dönüşlerinden birini başarıyla tamamlayacağı konusunda emin.

Daha önceki dönemlerde yıllarca süren finansal mühendislik ve alışılmışın dışında para politikası bileşenleri Şubat itibarıyla yüzde 15 olan enflasyonu düşürmekten ziyade aslında hep ekonomik büyümeyi desteklemek için kullandı. Bu da TCMB’nin temel prensiplerinden sapma olarak yorumlanıyor. Çünkü TCMB Kanunu’na göre bankanın temel amacı oldukça net. Kanunda “Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır” ifadesi yer alıyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yüksek faizin enflasyona yol açacağı ve büyümeyi olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle faiz artırımının karşısında durarak, daha önceki başkanların kararlarında dolaylı yoldan olsa da etkili olmuştu. Geçmiş dönemde faiz artıran ve bunun gerekliğini savunan TCMB Başkanı Murat Çetinkaya görevden alınmış yerine faiz indirimlerinin uygulandığı dönemi temsil eden Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak’ın desteklediği Murat Uysal getirilmişti.

Faizleri yüzde 17 seviyesine çıkardı
Bütün bunların ardından TL’nin hızla değer kaybetti ve enflasyon çift hanelere yükseldi. TCMB rezervlerinin de uygulanan para politakasıyla erimesiyle, Erdoğan gerektiğinde faiz artırımı yapacağını vurgulayan Ağbal’ı kasım ayı başında yeni görevine atamaktan sakınmadı.

Ağbal göreve gelmeden önce dolar/TL 8.5’i aşmış son 4 senede TL dolar karşısında yüzde 60 değer kaybederek açık ara en kötü performans gösteren gelişmekte olan para birimi olmuştu.

Göreve geldiğinden beri Ağbal politika faizini yüzde 10.25’ten yüzde 17’ye yükseltirken TL’nin de benzer tüm para birimlerinden açık ara pozitif ayrışmasını sağladı. Aynı dönemde TL dolar karşısında yüzde 21 değer kazanırken ikinci en iyi para birimi olan randın dolar karşısındaki kazancı yüzde 7’de kaldı. TL yılbaşından beri ise yüzde 7 değer kazancı ile benzer para birimlerinden de açık ara önde.

Bütün araçlar kullanılacak
Erdoğan’a yakın olarak uzun yıllar çalışan ve Maliye Bakanlığı görevi de yapan 53 yaşındaki Ağbal enflasyonun resmi hedef olan yüzde 5’e düşülmesini asıl amacı olarak görüyor.

Ağbal göreve geldikten hemen sonraki açıklamalarında fiyat istikrarı görevinin gereklerini yerine getirmek için bankanın bütün araçlarını kullanmaya kararlı olduğunu söyledi.

Ağbal ile daha önce çalışan yetkililer kendisinin müfettişlik geçmişine de dikkat çekerek mevzuata uygun hareket etmek konusuna bağlılığına vurgu yapıyorlar. Ağbal ilk açıklaması sonrasında da ilgili banka kanununu halka açık toplantılarda okudu ve enflasyonu yüzde 5’e düşürmekte kararlı olduğunu ve bunun başarılabilir olduğuna inandığını söyledi. Geçmişte de başkanlar benzer söylemleri yapmış ancak politika adımları bu söylemlerle tam uyumlu olmamıştı.

Bu kapsamda yatırımcılar son iki başkanın süreleri dolmadan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından görevden alınması ve yüksek faizi bir çok açıklamasında eleştirmeye devam etmesi nedeniyle, mevcut sıkı politikaların ne kadar sürdürülebilir olduğunu de anlamaya çalışıyorlar.

Son üç ayda neredeyse her fırsatta ekonomistler, yatırımcılar ve gazeteciler bu durumun sorunsuz şekilde ne kadar devam edilebileceğini sorguluyorlar.

Sıkı duruş vurgusu
Ağbal, halka açık toplantılarında, yapılan söyleşide ve eski çalışma arkadaşlarının da söylemlerine göre bu kez durumun çok farklı olacağını düşünüyor. Tüm görüşler TCMB kanununda da açıkça belirtilen fiyat istikrarına odaklı temel para politikası yaklaşımının işe yaradığına dair erken kanıtlar sunarken Ağbal’ın Erdoğan ile bağı da TCMB’nin müdahale olmaksızın kendi politikasını belirlemesinde alan tanıyor.

Ağbal Reuters ile gerçekleştirdiği söyleşide, “Geldiğimiz noktada, enflasyon görünümüne dair risklerin bertaraf edilmesi, enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması ve dezenflasyon sürecinin en kısa sürede yeniden tesis edilmesi için güçlü bir parasal sıkılaştırmaya gidilmesi ve bunun kalıcı fiyat istikrarı hedefi sağlanana kadar uzun bir süre devamı zorunlu olduğu aşikardır” demiş ve şöyle devam etmişti:

“Çünkü erken bir aşamada, geçici nedenlerle enflasyonun aşağı geldiğini görünce sıkı para politikası duruşundan çıkarsanız, geçmiş tecrübeler göstermektedir ki, enflasyon tekrar yukarı yönlü hareket etmektedir.”

Ağbal’ın Reuters’a şubat ayı başında yaptığı açıklamalar göreve gelmesi ardından gerçekleştirdiği ilk söyleşisi idi.

Erdoğan’a anlatır
Maliye Bakanlığı döneminde Ağbal ile birlikte çalışan üst düzey bir yetkili, ‘Çok zor dönemlerde de beraber çalıştık, en sağlam olduğunu düşündüğüm gözlemim şu ki, doğrunun ne olduğunu düşünüyorsa onu yapar. Piyasa ekonomisinin sağlıklı şekilde işlemesi gerektiğine inanır ve onun gereğini yapar’ dedi ve ekledi: ‘Görevi ne olursa olsun Müsteşar, Bakan ya da TCMB Başkanı Erdoğan’a anlatılması gereken ne varsa gidip anlattığından anlatacağından eminim…. Erdoğan’ın hoşuna gitmeyecek bir adım atılması gerekirse Cumhurbaşkanlığına gidip ‘Sayın Cumhurbaşkanı bunun yapılması gerekiyor’ der ve gerekçelerini yine anlatır.’
Maliye Bakanlığın’da 1989 yılında göreve başlayan Ağbal, müfettişlik teftiş kurulu başkan yardımcılığı, Gelirler Genel Müdürlüğü’nde daire başkanlığı ve bakan danışmanlığı görevlerinde bulundu. Ağbal yine Maliye Bakanlığında 2006-2009 yılları arasında Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü, 2009-2015 yılları arasında ise Maliye Bakanlığı Müsteşarlığı yaptı. Ağbal 2015-2017 arasında ise Maliye Bakanı olarak görevini sürdürdü.

İyi bir teknokrat olarak bilinen Ağbal AK Parti’den milletvekili de seçildi.

Yine de Ağbal’ın başarısı oyu son anketlerde gerileyen Erdoğan’ın, corona virüsü salgını sırasında halkın artan yaşam maliyetleri, gelir ve iş kaybı gibi endişelerini gidermek adına yüksek faizden başka bir alternatif olmadığı konusunda Ağbal ile hemfikir olmasına bağlı.

Analistler bu kapsamda yeni başkanın Erdoğan ile ilişkisinin test edileceği ilk konunun enflasyonda ilerleyen aylarda beklenen düşüşle birlikte gerçekleşebileceğini düşünüyorlar. İlgili dönemde TCMB’nin faiz indirimlerinin hızı ve enflasyon verileriyle bu indirimlerin tutarlılığı bu konuda önemli bir sinyal verecek.

“İkna konusunda farkındalık sergileniyor”
Commerzbank’tan Tatha Ghose, “Önemli olan tek şey, Erdoğan’ın işlerini yapmak için para politikası yetkililerini ne ölçüde serbest bırakacağı ve yüksek faiz oranlarına ne kadar sabırlı kalacağıdır” dedi ve ekledi:

“(Ağbal söyleşide) sadece geleneksel para politikası yaklaşımını vurgulamakla kalmıyor, aynı zamanda piyasanın ikna edilmesi gereken konulara dair keskin bir farkındalık sergiliyor” dedi.

“TCMB karar alacak, Cumhurbaşkanı da düşüncelerini söyleyecek”
Cumhurbaşkanlığına yakın bir kaynak ise TCMB kararlarının ekonomik olduğu kadar siyasi sonuçları olduğuna dikkat çekerek, “Cumhurbaşkanının faize bakışı sır değil. Yüksek faize her zaman karşı, çünkü yatırımların önündeki en büyük engellerden ve enflasyonun en büyük nedenlerinden biri olarak görüyor. Bu demek değil ki, TCMB karar alıyor diye, susup her adıma karşı sessiz kalacak… Ağbal görevi aldı ve gördüğünüz gibi beklentilerin de ötesinde faizler artırıldı. Bu kararlar bile bir çok iddiaya cevap niteliğinde. Bundan sonra da da elbette Merkez Bankası karar alacak ama Cumhurbaşkanı da düşüncelerini söyleyecek” dedi.

Para politikasında sadeleşme
Ağbal’ın görevi devraldığı Murat Uysal politika faizini yüzde 24’ten sert düşürmüştü. Ancak 2020’nin son aylarında tam görevden alınmadan önce üstü kapalı faiz artışı olarak da bilinen likidite sıkılaştırma adımlarına yönelmişti.

Ortalama fonlama maliyeti Temmuz 2020’deki yüzde 7.5’li seviyelerden kasım başında yüzde 14’ün üzerine yükseltilmişti.

Ağbal Kasım’da göreve geldiği ilk faiz kararında geçmiş dönemde oldukça karmaşık bulunan ve öngörülebilirliği eleştirilen alışılagelmişin dışındaki para politikalarını sadeleştirerek yeniden tek politika faizi uygulamasına geçti.

Sadece politika faizinden fonluyor
Ağbal göreve geldiğinden beri politika faizini 675 baz puan artırarak yüzde 17’ye getirmesine karşın piyasada uygulanan faizlerdeki artışa baktığımızda aslında artışlar sadece 225-275 baz puanda kaldı.

Eski adımların aksine TCMB piyasaya şu an sadece politika faizinden fonlama sağlıyor ve diğer fonlama imkanları esas amaçlarının dışında bir politika aracı olarak kullanılmıyor.

Ağbal TCMB’nin PPK metninlerini de “enflasyonda kalıcı düşüşe” odaklanacak söylemlerle baştan aşağı değiştirdi. Ağbal ayrıca Reuters söyleşinde artık TCMB’nin diğer merkez bankaları ile ticaret anlaşmaları dışında rezerv birikimi için bir swap arayışında olmadığını da söyledi.

“Ağbal doğru bildiğini yapar”
TCMB’nin döviz rezervlerinin 130 milyar dolarını son iki yılda belirginleşen “rekabetçi TL” söylemleriyle yapılan döviz satışlarıyla tükenmiş durumda. Bu nedenle geçmiş dönemde TCMB rezervleri için swap arayışındaydı.

Ağbal ile geçmişte çalışan bir başka yetkili de “Ağbal doğru bildiğini yapar. Yine yapıyor. Atılması gereken ve siyaseten hoşa gitmeyen kararlar da olabilecektir. Bunun uygulaması gerekiyorsa uygulayacaktır” dedi ve ekledi:

“Bu yetkiyi aldığını düşünüyorum. Elbette o da düşük faiz ister ama şu anda düşük faiz için ortam yok Türkiye’de. Bir sürü yukarı yönlü risk var ve onun gereklerini yerine getiriyor.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir