0

Şevval Sam: “Boğaz balığı yiyorum”

Sözcü Gazetesi’nden Yüksel Şengül’ün röportajı…

– Ender sizin için de farkı bir rol olmalı…

Başta, epey kötü bir karakter olarak kodladık; ancak zaman içerisinde mutlak kötü olmadığını, ayakta kalmak için yaptığı ne varsa, biraz da geçmişinden getirdiği haklı sebeplerinden kaynaklandığını gördük. Burası tabii işin gerçekliğe yakın kısmı. Ender’in bir çizgi film karakteri gibi olma hali var. Beni en çok heyecanlandıran tarafı da burası. Hem gerçek hem gerçek dışı bir karakter.

– Sizi toplumsal olaylarda hep en ön sırada görüyoruz.

Sanatçı olmak, hayatı biraz daha geniş bir perspektiften görme, algılama anlamına da geliyor. Bu da acılara kayıtsız kalamayacağınız bir durum yaratıyor. Sanat toplum için diyemem ama tanınmanın bilinmenin ve takip edilmenin sorumluluğunu da taşımak gerektiğini düşünüyorum.

HAK SAVUNUCUSU

– Hayvanlara yapılan ve bitmek bilmeyen işkenceler hepimizin kanayan yarası.

Ne diyebilirim ki? Bacakları kesilen bir köpek için 181 lira ceza verilince, bir sonraki de büyü için kedinin bacaklarını kesebiliyor.  Aklın havsalanın alabileceği bir kötülük değil bu. Buradan bakınca bu dünyaya verdiğimiz zararın haddi hesabı yok. Hayvanlara yapılan zulmün sona ermesi ancak caydırıcı cezalar verilmesi ile olabilir. Hayvan hakları yasası hemen çıkarılmalı diyoruz ama bunu duyması gerekenler sağır.

– Kendinizi aynı zamanda yaşam hakları savunucusu olarak tanımlıyorsunuz.

Biz bu dünyanın sahibi değil, bir parçasıyız. Dünyaya gelmiş her varlık yaşam hakkına sahip. Bu yaşam hakkını gasp eden zihniyet, kendini dünyanın sahibi sanıyor. Benim derdim de işte bu bakış açısıyla.

– Kanayan yara demişken kadına şiddetten bahsetmemek olmaz.

Aslında biliyor musunuz; hayvanların yaşam hakkı, kadına şiddetin önüne geçme mücadelesi derken… Fark ediyorsunuz ki aslında kötülükle mücadele ediyorsunuz sürekli. Bu kanunları çıkaracak olanlar, ceza vermiyor ya da cezada indirim uyguluyor. Kime, derdimizi nasıl anlatacağız bilemiyorum ama eminim ki, bir araya gelip tepkimizi çoğaltırsak, bir şeyler değişebilir. Farkındalığın artması, yeni neslin bu konuda daha duyarlı olması en büyük temennim.

–  Bu şiddetin kaynağı olarak Türk toplumunun erkek egemen yapısından kaynaklandığına dair görüşler var…

Evet, maalesef bunun çok büyük etkisi var. Ve yine maalesef bazı kadınlar da bu yanlışın bir parçası olmayı tercih ediyor. Onlar çocuklarını bu yanlış bilgiyle yetiştiriyorlar; o vakit işte, her şey bir kısır döngüye dönüşüyor.

“Bu sürecin vebalini tek sektöre ödetmeyin”

– Pandemiden en çok etkilenen kesimlerden biri sanat camiası oldu…

Bu yaşanan global bir süreç. Türkiye ve dünyada, evet ekonomi sekteye uğruyor ve hayatın bir yandan devam etmesi gerekiyor. Ama restoranları kapatıyor, müzisyenleri işsiz, aç açıkta bırakıyorsanız, gündüz de insanları metrobüslere tıkıştırmayın. Sosyal yaşamı hepten kapatın ve herkesin belli ölçüde hayat standardını sağlayın, ya da -hayat bir yandan devam etmeli diyorsanız- belli bazı kurallarla işlerini yapmalarına izin verecek koşullar oluşturun… Ancak bu sürecin vebalini tek bir sektöre ödetmeyin.

– Enstrümanlarını satan müzisyenler olduğuna duyuyoruz.

Bütün dünyada ne yapılıyorsa o yapılmalı. Almanya’da tüm müzisyenlerin hesaplarına hayatlarını idame ettirecek kadar bir maddi destek yatırılıyor.

“Önceliğim bakımlı ve sağlıklı olmak”

– Şevval Sam’ın güzellik sırları neler?

Önceliğim, güzellikten ziyade bakımlı ve sağlıklı olmak. Sağlıklı ve olgunlaşmanın peşinde olan bir zihin, tabiat, doğal beslenme ve insanın sevdiği işi yapması, yaydığı enerjiyi güzelleştiren unsurlar…

– Vejetaryen beslendiğinizi biliyoruz.

Aslında peskateryan sayılırım. Boğaz balığı yiyorum hamsiden palamuta kadar olan skalada. Ahtapot vura vura öldürüldüğü için, yengeç canlı canlı ateşe konulduğu için yemiyorum. Et ve tavuk yemeyi de 20 yıl önce, endüstriyelleşmeye karşı bir tepki olarak bıraktım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir